PROF. DR. ASAF ATASEVEN’İ ANARKEN

PROF. DR. ASAF ATASEVEN’İ ANARKEN

Dr.Mehmet Bozkurt*

Asaf Ataseven (d. 1932, Gaziantep - ö. 8 Eylül 2008, Türk akademisyen ve tıp doktorudur.

1932 yılında Gaziantep'te dünyaya geldi. İlk orta ve lise tahsilini Gaziantep'te tamamladı. 1951 yılında girdiği tıp fakültesinden 1957 yılında çok iyi bir dereceyle ve 6 ay erken mezun oldu. İzmir'de yedek subay okulunda 6 ay öğrenim gördükten sonra Erzurum'da piyade alayı tabibi olarak askerliği tamamladı.

1958 yılında, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde cerrahi kürsüsüne asistan oldu. Burada uzun yıllar başasistan olarak görev yaptı. 1964'te de uzmanlık imtihanını vererek genel cerrahi uzmanı oldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden 1966 yılında, namaz kıldığı için atıldı. Danıştay'a başvurdu ve 1970 yılında davasını kazandı ve Danıştay kararı ile üniversitedeki görevine döndü. 1974 yılında doçent, 1982 yılında da profesör oldu. Üniversite dışında kaldığı 1974-1984 yılları arasında Bezm-i Alem Vâlide Sultan Vakıf Gurebâ Hastahânesi’nde genel cerrahi uzmanı şef muavini ve genel cerrahi kliniği şefi olarak çalıştı.

1984 yılında Bezm-i Alem Vâlide Sultan Vakıf Gurebâ Hastahânesi başhekimliğine getirildi. 1993 yılına 10 yılı aşkın bir süre yürüttüğü bu görevi sırasında hiç izin kullanmadı ve hastanenin vakfiyesinde yazılı olan şartları yerine getirebilmek için ciddi bir mücadele içinde oldu.Yakalandığı kan kanserinden kurtulamayarak, tedavi görmekte olduğu hastanede 8 Eylül 2008 günü vefat etti. Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. 

Tıbb-ı Nebevi çalışmalarıyla dikkat çekmiş olan ve ömrünün son yıllarını tamamen hayır işlerine adayan Ataseven, “özünü esirgemeyen, hep doğruyu konuşan bir hizmet eri” olarak tanınıyordu. Meslekdaşı Gülsen Ataseven ile evli olan Ataseven iki çocuk ve beş torun sahibiydi.

Tıp Fakültesi ikinci sınıfta (1969-1970 öğretim yılı) bir gün öğle namazı kılmak için hastane sınırları içinde bulunan ve çoğunlukla gittiğimiz Haydar Kethüda Camii’ne gitmiştim.  Cemaatin vakti geçtiği için son cemat mahallinde namazımı kıldım. O arada kırklı yaşlarda uzunca boylu hafif üçgen yüzlü ilk bakışta insana güven veren içi ısınan uzun beyaz önlüklü bir kimse ile karşılaştım. Daha sonra adının Asaf Ataseven olduğunu öğrendiğim bu ağabeyle bu vakit namazından sonra ilk defa karşılaşmış olduk ve tanıştık. Asaf Bey o karşılaşma ve tanışmamızda ufkumu doldurmuş ve çok etkilenmiştim.

Prof. Dr. Asaf Ataseven Cerrahpaşa’da talebelik yıllarımızda önder veya model kabul edebileceğimiz ağabeylerin başında geliyordu. O yıllarda İslami camiada ağabeyler ve hocalar olarak İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde Mazhar Özman, Süleyman Yalçın, Ömer Kasımoğlu, Cevat Babuna  Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde de Ayhan Songar ve Asaf Ataseven vardı. Ayrıca Cerrahpaşada Yaşar Bağdatlı,Çapa’da Temel Dağoğlu Diş Hekimliğinde Erman Tuncer daha genç olarak tanıdığımız sevip saydığımız ağabeyler idi.  O yıllarda ayrıca bulunduğumuz ortamlar fakültelerin haricinde bu ağabeylerle, Milli Türk Talebe Birliği, Aydınlar Ocağı, Milliyetçiler Derneği, İlim Yayma Cemiyeti ve İlim Yayma Vakfı, İskenderpaşa Camii ve Erenköy Camii gibi çevrelerde karşılaşıyorduk. Ben İskendepaşaya 1972 senesinde gitmiştim.

Cerrahpaşada öğrenci olduğum için Asaf Beyle sık görüşüyorduk. Asaf Bey daha önceden namaz kıldığı için üniversiteden atılmıştı. Açtığı  davayı kazandıktan sonraki dönemde tanışmış olduk. O yıllarda okul toplantılarını MTTB’de düzenliyorduk.

Asaf Bey samimi dürüst bir kişiydi. Doğru söyleyerek karşısındakini kırmaktan çekinmezdi. Sürekli tıbbi ve dini konularda araştırmalar ve yayınlar yapardı. Tanıştığımız ilk yıl Ramazan Bayramında evine bayramını tebrik etmeye gitmiştim. Kapıda “Ne var ne yok?” diye sordu. Ben. ‘’Ülkücüler İslama aykırı işler yapıyor” dedim. Bunu der demez kapıda bana bir hayli çıkışmıştı.

Aslında ülkücü veya milliyetçilerle biz o zamanlar boşuna kavga ediyormuşuz. O zaman bu saydığımız ağabeyler bizi birleştirmeye çalışıyordu. Fakat olmuyordu. O zaman ülkücülerin bir kısmı inanç yönünden bugünkünden çok geri idi, bizi şeriatçılık ile itham ediyorlardı.  Bugün geldiğimiz noktada birbirimizle hemhal olmuş kaynaşmış durumdayız.

Asaf Bey’in bir  intisabı yoktu.  Fakat Allah dostlarını sever sayardı.  Necmettin Erbakan’ın ilk parti kurma teşebbüsünde Mehmed Zahid Kotku Hocamıza gidip “Efendim, Erbakan parti kuracak, zamanı değil, erken” dediğinde Hocamız “O zaman gidin onu ikna edin” dediğini bize söylemişti. Fakat Erbakan’a gittiklerinde Erbakan’ın kendilerini parti kurmak için ikna ettiğini söylemişti.

Asaf Bey doçentliğe hazırlanırken Beyazıt’ta oturuyordu. Bir gün yatsı namazından sonra birkaç arkadaş evinde ziyaret etmek istedik. Soğanağa  Camiinde yatsı namazı kılarken Korkut Özal ile karşılaştık. Birlikte ziyarete gittik. İmtihan öncesi biraz heyecanlı idi.

Asaf Bey İslami hassasiyeti yüksek bir ağabeyimizdi. Bir kadın hastalıkları ve doğum hastanesi kurma düşüncesi vardı. Çünkü o zamanlar muhafazakar camianın gönül rahatlığıyla gidebileceği bir hastane yoktu.  İstanbulda Amerikan Hastanesi, Alman Hastanesi, Rum Hastanesi, Fransız Hastanesi vardı ama muhafazakarların gidebileceği bir hastane yoktu. Asaf Bey bunun için işadamlarından sermaye temin etmeye çalışıyordu. Bu projeyi gerçekleştiremedi ama 1973 seçimleri sonrası kurulan CHP-MSP Koalisyonunda Vakıflar Genel Müdürlüğü Milli Selamet Partisine verilince bu genel müdürlüğe bağlı Vakıf Guraba Hastanesi yönetimine de MSP’li kadrolar tayin edildi. Doç.Dr.Mazhar Özman Başhekim oldu.Asaf Bey de bir süre sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden ayrılarak Vakıf Guraba Hastanesine geçti: 2. Cerrahi Klinik Şefi oldu.  Allah CC “Siz özel hastane mi kurmak istiyordunuz? Alın size devasa bir vakıf hastanesi’’ der gibi bir ihsanda bulunmuş oldu.

Asaf Bey muhafazakar camiayı sık eleştirirdi. Bir gün bir konferansta İslamda reformu savunan ve camilere kiliseler gibi sıralar konmasını söyleyen kişiye sert bir tonda  bağırdığını anlatıyordu. Asaf Bey İbnül Emin Mahmut Kemal İnal’dan da çok bahsederdi.

Eşi Dr. Gülsen Hanım Cerrahpaşa’dan başörtüsü ile ihtisas almış ilk hanım kadın doğum uzmanı ablamızdı. Gülsen Hanım son derece gayretli ve cemiyet çalışmalarına hayır işlerine kendini vermiş bir hanımdı. Asaf Beyin bir kızı bir oğlu vardı. Kızı Murat Ülker ile evli olup Asaf Bey Sabri Ülker ile dünür olmuştu.

Ben mezun olup mecburi hizmete gittim ve 4 ay hizmetten sonra askere alındım. 18 ay askerlik görevi sonrası  İstanbul’a dönüp Vakıf Guraba Hastanesine başladığımda Başhekim Mazhar Bey 1. Cerrahi Kliniği Şefi, Asaf Bey de 2. Cerrahi Kliniği Şefi idi. Radyoloji Şefim de Ero(ğu) l Civelekoğlu idi. Biz ihtisas yaparken 12 Eylül 1980 de darbe oldu.  Darbeden sonra iki askeri hekim başhekim oldu. 1984 yılında da Asaf Bey Başhekim oldu. 10 yıl bu görevde kaldı. Başhekimlik yaptığı süre zarfında vakıf Gurabanın yeni binasının yarım kalan inşaatının tamamlanmasını sağladı. Mazhar Bey zamanında başlayan çalışma, Asaf Beyin zamanında bitirildi. Bu inşaatın tamamlanması şüphesiz büyük bir hizmetti.

Ben 1988 yılında Vakıf Gurabadan ayrılarak Haseki Hastanesine şef olarak geçmiştim. Asaf Bey Başhekimlikten ayrıldıktan sonra da Bezmialem Vakıf Guraba Hastanesi Vakfı Kliniklerine yardım vakfı bünyesinde gayretli hizmetleri oldu.

Asaf Bey bir trafik kazası sonucu komaya girdi. Uzun süre (iki buçuk yıl) komada kaldı. Bu süre zarfında gelişen lenfoblastik lösemi sonucu Eylül 2008 de Hakkın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin ve mekanı cennet eylesin.

Sağlık Bakanlığı, bir vefa örneği göstererek Asaf Ataseven’in adını Marmara Üniversitesinin Maltepe’deki hastanesine vermiş bulunuyor.

 

Dr.Mehmet Bozkurt* (Yard. Doç Dr., Radyoloji Uzmanı)

 

Faaliyet Resimleri