Ana Sayfa - Kutup Yıldızı  
 
 


Hüseyin Yürük
Hüseyin Yürük

Çocukluğumda Ve Gençliğimde Yaşadığım Bazı Travmalar
Çocukluğum ve gençliğim Karadeniz’de bir sahil ilçesinde geçti. İlkokul öğrencisiydim. Bir gün ilçemizin Tapu Müdürünün öldüğünü evimizde söylediler.
1 Aralık 2021 Çarşamba 00:05
Kaynak: KUTUPYILDIZI
Arkadaşına Gönder Yorum Ekle Yazdır Yazdır Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google'da paylaş Delicious'ta paylaş Digger'da paylaş Yahoo'da paylaş
 

 

İnsanın hayatında yaşadığı bazı olaylar onu çok etkiliyor, kurduğu kuracağı yeni hayata önemli tesirler yapıyor.

 

Benim hayatımda da derin izler bırakan, ruh düğümlerimde önemli tesirler yapan bazı olaylar var. Bugün onları sizlerle paylaşmak istiyorum:

 

Çocukluğum ve gençliğim Karadeniz’de bir sahil ilçesinde geçti. İlkokul öğrencisiydim. Bir gün ilçemizin Tapu Müdürünün öldüğünü evimizde söylediler.

 

Aradan birkaç gün geçmişti. İlçemizin tapu müdürü bizim eve yakın bir yerde oturuyordu. Ben de o sabah okula gidiyordum. Okula giderken tapu müdürünün oturduğu apartman dairesinin önünde bir minibüs gördüm. Tapu müdürünün kızları birkaç gün önce ölen babalarının takım elbiselerini bu minibüse yüklüyorlardı. Çeşitli vitrinlerden özenle seçilmiş gıcır gıcır ve çeşit çeşit takım elbise şimdi başkalarına verilmek üzere evden gönderiliyordu.

 

Bu olay benim ruhumda çok önemli tesirler bıraktı. Ne zaman bir vitrinde bir takım elbise görsem, o takım elbisenin bir gün minibüsle başkalarına gönderileceği an gözümün önüne geliyor. O yüzden özenerek, beğenerek, severek takım elbise alıp bir türlü giyemiyorum.

 

Ruh düğümlerime tesir eden bir başka olay da şu: Asker dönüşü bir kurumda işe başlamıştım. Heyecanla bana gösterilen masaya oturdum. Masayı düzenlemek, kendi eşyalarımı yerleştirmek için çekmeceleri açtığımda ilk çekmecede bir sürü hiç kullanılmamış kartvizit ile karşılaştım.

 

Bu kartvizitler benden önce bu makamı kullanan kişiye aitti. O kişi özenle bastırdığı, keyifle eşine dostuna dağıttığı bu kartvizitleri kullanamadan bu makamı kaybetmiş, şimdi başka bir işe geçmişti.

 

O gün bugün hangi makama geçersem geçeyim kartvizit bastırmak içimden gelmiyor. Benim bıraktığım kartvizitleri benden sonra o makama gelecek kişinin çekmecesinde bulup çöpe atacağı an gözümün önüne geliyor. O yüzden ben,  “Sen benim aslında kim olduğumu biliyor musun?” dercesine cüzdanına davranıp, muhatabına leblebi çekirdek gibi kartvizit dağıtan biri de değilim. Olur da benden birisi kartvizit istediğinde ancak utanarak sıkılarak kartvizit verebiliyorum.

 

Ruh düğümlerime tesir eden bir diğer olay da şu: İstanbul’da bir belediye kuruluşunda çalışıyor idim. O belediye kurumunun yöneticisine daha önceden bir büyük şehrimizde Belediye Başkanlığı yapmış ancak o makamını kaybetmiş efsane kişiyi Danışman olarak getirmişlerdi.

 

Ben de bu kişiyi eskiden tanıdığım için bizimle aynı katta olan yeni makam odasında ziyaret edeyim diye bir gün odasının kapısını tıklatarak içeri girdim Bir de ne göreyim? Efsanevi Başkan eline bir peçete almış kendisine verilmiş odadaki makam masasının tozlarını silmeye çalışıyor. Başkanın o hali hiç gözümün önünden gitmiyor. O yüzden hiçbir makama keyifle oturup saltanat süremiyorum. Dünyanın bütün makamlarının efsanevi başkanın makamları gibi geçici olduğunu bütün azalarımla hissediyorum.

 

Şu üç kuruşluk dünyanın takım elbiselerine, katvizitlerine, makamlarına aldanan insanlara çok şaşırıyorum.

 

Dünya makamlarının aslında ne anlama geldiğine dair binlerce örnek vardır. Bir örnek de ben vereyim: Safranbolu'da İzzetpaşa Camii var, şehrin tam merkezinde. Bu kişi sadrazam iken görevden alınarak Afyon'a sürülmüş. Daha sonra burada vefat etmiş. Cenazesini oraya defnetmişler. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Cumhuriyet Döneminde sadrazamın cenazesinin olduğu bölgeden yol geçecek olmuş. Mezarlığı tamamen tasfiye ederlerken tam sadrazamın kabrine sıra gelince vakıflardan bir memur duruma müdahale etmiş. Bu kişinin eski bir sadrazam olduğunu kemiklerinin Safranbolu'da yaptırdığı caminin avlusuna nakledilmesinin uygun olacağını söylemiş. Devlet yetkilileri de kabul etmişler.

 

Şu anda Safranbolu'da İzzetpaşa Camii'nin avlusunda İzzet Paşa'nın taşınmış kemiklerinden oluşan kabri bulunuyor.

 

Hayat böyle. Bir dönem sadrazamsın, her şeyi iki dudağının arasında zannediyorsun.

 

Bir dönem toprağın altında çürümüş bir zavallısın, kemiklerini iş makinesinin kepçesinden zor kurtarıyorsun.

 

* Yenisöz Gazetesi /06.02.2019

**Av.Hüseyin Yürük/Kutupyıldızı Derneği Genel Sekreteri 

 

 
 
  Bütün Yazıları

 
Egemen Laik Yapının Psikolojisi
Çocukluğumda Ve Gençliğimde Yaşadığım Bazı Travmal...
Helikopterden Atılmış Protez Beyinler
Körlük Çeşitleri
40 Yaşından Sonra Ortaya Çıkan Hastalıklar
Saraydaki Yabancı Hekim'den Afrika'da Türk Hekime
Kutupyıldızı’nın Mirasçısı Olmak

 

Yorum Sizin! Siz de yorum yapın | Tüm yorumları oku

 

 

  Yazarlarımız  
Sağlık Ve Vakıf
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Kırk Yıl Önce Öğrenci...
Egemen Laik Yapının Psikolojisi
Hâlâ, Sarılacak Çok Yara Var
YAZARLARIMIZ
Mustafa SAMASTI 
Sağlık Ve Vakıf
Selahattin SEMİZ 
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Kırk Yıl Önce Öğrencilik Yıllarım
Hüseyin Yürük 
Egemen Laik Yapının Psikolojisi
TÜM YAZARLARIMIZ 

GÜNCEL MAKALELER
Selçuk Engin 
Açe’den Jakarta’ya Endonezya Hatıraları
Sedat Erol 
Sığınmacılara ‘Sağlık Kartı’ Önerisi
Abdülkerim Karaağaç 
Bir Diş Hekiminin Hatıraları
 
GÜNCEL SAĞLIK HABERLERİ  
 Endülüslü Bilge Hekim Zehrâvî
 Prof. Dr. Sami ZAN (1921 - 24 Aralık 1984)
 Sağlık mı Endüstriyel Tıp mı?
 Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin
 Eski Türkçe Tıp Yazmalarından Kaşıntılı Cilt Ha...
 İbn-i Sînâ
 Aşı Tereddütü Ve Eczacının Rolü
 Kurban Bayramında Beslenme Önerileri
 Sağlıklı Beslen, Sağlıklı Yaşa
 Sağlık araştırmalarının mayınlı tarlası: Sağlık...
 VARİKOSEL (Erkekte Kısırlığın en sık sebebi)
 
  copyright © kutupyildizidernegi.org.tr
Bize Ulaşın | RSS | Sitene Ekle | Reklam | Sık Kullanılanlara Ekle | Giriş Sayfam Yap