Ana Sayfa - Kutup Yıldızı  
 
 


Siyah İncilerin Organik Yaşamı
Siyah İncilerin Organik Yaşamı
Siyah incilerin organik yaşamı ile tanışmam ve hemhal olmak Sağlık Gönüllülerinin Nijer’e yaptığı seyahatlerden birinde nasip oldu.
8 Ağustos 2021 Pazar 16:56
Kaynak: KUTUPYILDIZI
Arkadaşına Gönder Yorum Ekle Yazdır Yazdır Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google'da paylaş Delicious'ta paylaş Digger'da paylaş Yahoo'da paylaş
 

Salih Kasap (Afiyet Hastanesi Radyoloji Teknikeri)

 

Siyah incilerin organik yaşamı ile tanışmam ve hemhal olmak Sağlık Gönüllülerinin Nijer’e yaptığı seyahatlerden birinde nasip oldu. Gideceğim derneğin neler yaptığını ve gideceğim yerlerde nelerle karşılaşacağımı gidenlerden ve internetten araştırdım.

 

Sağlık Gönüllüleri İbrahim Ceylan Başkanlığında Nijer’in en kırsal kesimlerinden olan Tessaoua şehrinde gerçek mutluluğu bulmak isteyen doktorların ve gönüllülerin organize ettiği, gıda ve bence en önemlisi de temiz içme suyuna kavuşmalarını sağlamak için çalışıyorlar. Tabii ki bunlarla sınırlı değil keçi projesi ile gönüllülerin yaptıkları dul ve yetimlere 2 dişi bir erkek keçiden oluşan keçi ailesi 1 yıllığına emaneten veriliyor. Yılda iki kez doğum yapan keçiler 2’şer yavrudan 1 yılın sonunda 8-9 keçi elde ediyorlar. İlk verilen anaç keçiler aileden geri alınıp başka bir aileye veriliyor. Ailede kalan keçiler aile ekonomisine katkı sağlamanın yanında keçilerin hem sütünden hem de etinden yararlanıyorlar.

 

Nijer bir Afrika ülkesi olup genellikle Nijerya ile karıştırılan Sahra Çölünün hemen altında yer alan bir ülkedir. 2020 yılında yapılan nüfus sayımında 24 milyon kişilik bir nüfusa sahip olduğu bilinmektedir. Bizim gideceğimiz şehir olan Tessaoua halkının %98’i Müslüman ve %2’ninde Hristiyan olduğu bilinmektedir. Tessaoua Müslümanların Maliki ve Hanefi mezhebine mensup oldukları görülmektedir. Topraklarının %88 çöl olması tarım ve yaşamaya uygun arazinin sadece %2 olması BM raporlarına göre en fakir dünya ülkesi olarak belirlenmiştir. Denize sınırı olmaması sebebiyle tarımı yapılabilen tek gıda maddesi “milet”.  Evlenme yaşı 12-13 olup kadın başına düşen çocuk sayısı 8 olarak bilinmektedir. Ortalama yaşam süresi 45 olup anne-çocuk ölümleri çok yaygın olduğu görülmektedir. Resmi dilleri Fransızca olmasının nedeni ise Fransız sömürgesinin etkisinde kalmalarıdır. 1960 yılında BM’ nin kararıyla Fransa sömürgesinden kurtulmuş ama eğimde yeterli olmadıkları için eğitim konusunda ve ülke yönetiminde tekrar Fransa’ya başvurmuşlardır. Resmi dilleri Fransızca olup okur -yazar oranı %13’tür. Madenlerine gelince petrol ve uranyum açısından zengin bir ülke olmasının hiçbir faydası olmadığını görmekteyiz. Çünkü çıkartılıp işlenmiyor. Geniş kapsamda hayvancılık yapılmaya çalışılmakta ama su miktarının kısıtlı olması nedeniyle keçi bile zor yetiştirilebilmektedir. Bu topraklarda bir aile için keçinin hayati önem taşıdığı bilinmektedir.

 

Siyah incilere ulaşabilmek için 8 saat uçak yolculuğu, 17 saat kara yolculuğundan sonra siyah tenleri kadar benimsedikleri yoksullukları ve tüm bu zor şartlara rağmen güler yüzleri, tevekkülleri ile sizi karşılıyorlar kapıda. Siyah incilerin çocukları minik elleriyle bize dokunarak ne olduğumuzu anlamaya çalışırken ürkek bakışları ile bizi adeta büyülüyorlar. Farklı renkte, farklı dilde, farklı coğrafyada olmamıza rağmen aynı dine inanmanın ve aynı peygamberi önder seçmemizin tüm buzları eritip kardeş olmamızı sağlıyor. Siyah incilerin merakla bakan gözleri ile sizin onlara şefkat ile uzanan elleriniz ve gönlünüz buluşuyor. Onların dertlerine merhem olmaya geldiğimiz için içimizde gerçek mutluluğa ulaşmanın tufanı kopuyor.

 

Siyah tenleri gibi benimsedikleri yoksulluklarına rağmen hayati öneme sahip su bile orda abdest almalarına engel olmadığı gibi vakit girmeden abdest alma telaşı başladığı görülmekte, ellerinden geldiği kadarda sünneti seniyyeye uymaları yaptıkları imandan lezzet almalarını sağladıkları her hallerinden belli. Suç oranının da yok denecek kadar düşük ve Nijer hapishanelerinin boş olduğunu öğreniyoruz.

 

Yoksulluğun ve yokluğun tarifi yok bu ülkede. Tahayyül sınırlarının çok ötesinde bir hayat var orda. Şu an gözünüzün görebildiği, elinizin erişebildiği ne varsa bir düşünün siyah inciler yaşadığımız şu yüzyılda temiz içme suyu elde edemiyor. Musluğun, lavabonun, klozetin, elektriğin, televizyonun, telefonun, bilgisayarın, koltuk takımının ve çeşit çeşit yemeklerin ne olduğunu bilmiyorlar. Pek çoğunun kimlik kartı yok yani dünya nüfusu içinde bile yer almıyorlar. Hayata merhaba dedikleri ilk günlerde kimlik yerine Kabilelerine özel işaretlerle aidiyet belgeleri, yüzlerine kulaklarına atılan büyük çentikler veya yapılan kalıcı dövmeler taşıyorlar.

 

Bu siyah inciler o kadar sade bir hayat yaşıyorlar diyeceğim ama ORGANİK demek daha doğru olacak. Çünkü içtikleri su topraktan çıktığı hali ile bulanık ve klorsuz. Milet adı verilen tek gıda ürünü olan, süpürge tohumuna benzer bu yiyeceği, kadınlar dibeklerde döverek çorba tarzı veya yağda kızartarak  365 günü geçiriyorlar. Bir bidon suyu kilometrelerce uzaktan getirerek abdest, duş, yemek yapmak için mi kullanacaklar siz karar verin… Yaşadıkları evler tek odadan ibaret ve toprak kerpiçten yapılmış. Yatak, yorgan, yastık nedir bilmiyorlar. Ağız ve ter kokusu olmayan bu insanlar tam anlamıyla ORGANİK bir yaşam sürüyorlar.

 

Bu insanların bu kadar yoksulluğa rağmen çok mutlu oldukları yüz çizgilerinden belli ve her daim gülebiliyorlar. Siyah inciler, yoksulluğun mutsuzluk, zenginliğin mutluluk olmadığı, insanoğlunun gerçekten mutlu olmak için ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu gösterdi bana. Sevgiyle, muhabbet ile selamlaşmak, karşılıksız da verebilmek, paylaşmakmış gerçek mutluluk.

 

Son günümüzde daha çok işimizin kaldığını görmek beni hüzünlendiriyor. Memlekete vardığımda geçer diye düşünmüştüm ama geçmedi, geçmiyor rüyalarıma giriyor,  ruhuma işleyen masum gülüşleri gözümün önünden gitmiyor. Onların bu çaresizlikleri ile baş başa bırakırken siyah incilerimi ortak Rabbimiz olan rahmeti sınırsız, merhameti sonsuz olan ALLAH’A EMANET ediyoruz. Burada şunu görüyoruz ki asıl acınacak kişilerin bizler olduğu gerçeğini. Zira yaptığımız veya yapacağımız hiçbir amel onlarla yaşadığımız bu çağda ve bu dünyada bizimle beraber bu şartlarda yaşıyorken ALLAH’ın inayet ve merhameti olmadan nasıl cevap verebileceğimizi düşünüyorum. 

 
 
  Haber Fotoğrafları

 

 

Yorum Sizin! Siz de yorum yapın | Tüm yorumları oku

 

 

  FAALİYETLER Kategorisinde Son Eklenenler  
İlim Yayma Yurdu ve Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş
Bir Doktorun Somali Hatıraları
Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı
Doğu Türkistanlıların Sağlığı İçin Mutabakat
Kutupyıldızı Derneği Yönetim Kurulu Toplandı
Dijital Söyleşiler Programları Başlatıldı
Proje Ekiplerimiz Çalışmaya Devam Ediyor
Derneğimizden Afrikalı Muhammed'e Yardım Eli
Siyah İncilerin Organik Yaşamı
Kutupyıldızı Yöneticilerinden Tecrübe Paylaşımı
Prof. Dr. Osman Ekinci 15 Temmuz Gecesini Anlattı
TÜSEP Toplantısına Katıldık
YAZARLARIMIZ
Mustafa SAMASTI 
Dünden Bugüne Sağlık Sistemi
Selahattin SEMİZ 
Bilimin Zor Sorusu: İnsanı Yaratıcı mı Yoksa Doğa mı Yarattı?
Hüseyin Yürük 
Körlük Çeşitleri
TÜM YAZARLARIMIZ 

GÜNCEL MAKALELER
Sedat Erol 
Yabancı İşçi İstihdam Projesi
Abdülkerim Karaağaç 
Bir Diş Hekiminin Hatıraları
Hüseyin Yağmur 
Osmanlı Devleti’nde Kolera Günleri
 
GÜNCEL SAĞLIK HABERLERİ  
 Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin
 Eski Türkçe Tıp Yazmalarından Kaşıntılı Cilt Ha...
 İbn-i Sînâ
 Aşı Tereddütü Ve Eczacının Rolü
 Kurban Bayramında Beslenme Önerileri
 Sağlıklı Beslen, Sağlıklı Yaşa
 Sağlık araştırmalarının mayınlı tarlası: Sağlık...
 VARİKOSEL (Erkekte Kısırlığın en sık sebebi)
 İlaçsız Hayat Mümkün mü?
 İlaçlar ve Bedenimizin Biyolojik Saati
 Misyonerlerin Osmanlı topraklarındaki sağlık fa...
 
  copyright © kutupyildizidernegi.org.tr
Bize Ulaşın | RSS | Sitene Ekle | Reklam | Sık Kullanılanlara Ekle | Giriş Sayfam Yap